|
Memleketimde küçüklükten beridir ‘Palancı'kelimesine aşinadır kulaklarım; fakat zanaat mevzusunu merak edene kadar çok da ilgimi çekmemişti ne olduğu kim olduğu. Yitip giden Ata Dede zanaatlarından biri olduğunu ögrendiğimde sömestr tatilinde fotoğraf makinam ve ses kayıt cihazımı yanıma alarak tuttum çarşının yolunu.
Yaşar Işıl 25 metrekarelik dükkanında bir kenarda sahibini bekleyen semerler ve palanlar bir tarafta dizili duran malzemelerin arasmda gününü geçiren, her gün düzenli bir şekilde dükkanını açan bir palan ustası. 76 yaşmdaki usta 60 seneden beridir bu işi yapıyormuş, işe başlama hikayesi de ayrı bir hikaye...
İkokuldayken annesinin yaptigı yemeği beğenmemiş ve yemeğin içine bir avuç kum dökerek yemeği protesto etmiş. İsyankar çocuğun eylemini ögrenen babası ‘’bu çocuk şimdi yemek beğenmiyor yarın ana babayı beğenmez bunu ancak bir meslek terbiye eder ‘’diyerek yanma almış. Dedesi gibi palancı olan babasının yanında başlayan ciraklığı 16 yaşma kadar sürmüş. ‘’Tam 6 sene nasıl yapıldığını izledim , sonunda babam bir tane yapmama izin Verdi. Yaptıgim işi babam ve diğer ustalar da onaylaymca dükkanda yemek pişirildi, Kuran ı Kerim okundu dualar edildi ve babamdan desturu aldım. Bu güne kadar da bir işimden şikayet gelmedi çok şükür’’ diyor.
Zamanmda hayli rağbet vardı; çukurovanın köylerine hatta iç anadoluya bile mal satardım 4 evlat yetiştirdim bu meslekle ben ama teknoloji bu zanaati de bitirdi sonunda köylü de şehirli oldu. Hepsinde bir traktör var, kiminde araba ,kiminde motorsiklet diyerek atların ve eşeklerin zorunlu emekliliğini ve mesleğinin durumunu anlatıyor.
Eskiden tarsusta bir çok usta varken şu anda bu işi yapan bir tek kendisinin kaldığınıı ve bunu da maddi beklenti olmadan ata mesleği yaşasın umuduyla yaptığını söyleyen usta,bir çırak için çok uğraştım,bana bir çocuk verin mesleği öğreteyim, askere yollayayım evini kurayım en azından arkamdan birisi bir dua okur, bu tezgah işler dedim fakat kimseyi bulamadım diyor.
Yazının sahibi : Gürhan Çopur
|