|
 Doğduğum şehri biliyorum. Yıllarımın geçtiği şehir.
Tek tek gözlerimiz önünde yok olanları gördüğüm. Geçmişin savrukça ve hoyratça yok edildiği güzelim şehrim.
Ne diyeceğim çocuklarıma, anılarımı anlatırken.
Peki torunlarımın elinden tutup, gezdirirken onlara ne anlatacağım. Ne diyeceğim, “bir zamanlar bizim çocukluğumuzda bak şurada eski bir çeşme vardı...”
Ama o çeşme yok şimdi.
Akşam fotografını gösteririm.
Buraya büyük büyük deden, köyden arabalarla buğday getirirdi, un yapılsın diye. Ve bende onunla gelirdim. Yüzüm gözüm bembeyaz un olurdu...
Ama dede orada değirmen falan yokkiiiiii....
Evet yok...kocaman bir iş merkezi güneşimi bile kapatan...
Yok...yok..yok...
Tarihimizi geçmişimizi yok etmişiz...
Başka şehirlerde de bu böyle. Burada bir değirmen vardı...
Burada bir fırın vardı...kuyu vardıııııııııı...
Gezdiğim şehirlerin çoğunda hep bu cümleyi duydum: “vardıııııııı”
Ama şimdi yok...
Var olan bir şehir; Kastamonu.
Buram buram tarih. Büyük büyük dedelerin yaşadıklarını rahatlıkla anlatılacağı bir şehir.
Hatta Cumhuriyet burada yaşamış sanki. Burada var olmuş.
Demek ki oluyormuş.
Tarihi doku korunabiliyormuş. Ve geçmiş geleceğe taşınabiliyormuş.
Kastamonu, belgeselini yapmak için gittiğim bir şehir. Bir gurup fotografçı ile birlikte.
Biz fotografçılar, özgün bir yaşamı olan kişiler. Dünyayı ve yaşamı görenler. Başkaları bakar, biz görürüz. Gördüğümüzü kafamızda kurgular, vizöden bakar ve kadrajı oluştururuz. O andır çektiğimiz. Işıkla çizilen. Belgedir, görselliktir, bakınca kendini anlatmaktır.
Kastamonu Valisi Sayın Mustafa Kara ile görüştüğümüzde yapmak istediklerimizi anlattık.
Ve bu şehrin tanıtımı için neler yaptığını işte o zaman anladım. Bir Kastamonu aşığı. Bir görev aşığı.
Hani denir ya; Vali gibi Vali.
Ve düşünmeden edemedim; tüm Valiler böyle olsa...
Demek ki...
Demek ki...
Oluyormuş. İstenirse yapılıyormuş. Yapılınca da tarih korunup yarınlara taşınıyormuş.
Ya Turizm ve Kültür Müdürü Ziver Kaplan için ne demeli...
İki Kastamonu aşığı, ayni şehirde buluşunca işte bunlar oluyor.
Masa başı değil, görev aşığı iki devlet görevlisi. Ve işte Kastamonu...
Şanslı insanlarsınız Kastamonu’lular...
Belki şimdi bunun farkında değilsiniz ama, yarın ve yine yarınlarda torunlarınıza anlatacak değil, gösterecek çok eserleriniz var...
Haber ve Fotograf: Kemal Elitaş
27 Nisan 2009 |
Yorumlar