| CEZA ! | |
|
| Bölümler - FOTO Söyleşi |
|
“Hip Hop Anadolu'da binlerce yıl önce Kalenderi Dervişlerle Şamanlar arasında def eşliğinde yapılan atışmalara benziyor!” Berlin’in ünlü hip hop sanatçısı Killa Hakan ile “Bomba Plak” adlı 17 parçalık bir düet albümü çıkaran CEZA ile konuştuk. CEZA bize hem kendisini ve yeni albümünü anlattı, hem rap dünyasında yaşanan atışma ve çatışmalar açısından Amerika ile Türkiye arasındaki farkları, hem tribünler için yaptığı yeni parçayı hem de Anadolu’daki binlerce yıllık hip hop kültürünü!
- :Neden “CEZA” adını tercih ettiniz? CEZA: Bir kötülük karşısında cezalandırmak, bir suç karşılığında verilen ceza anlamında kullandım bu adı. Bir tavır olarak… 1995-1996 yıllarında, yani bundan 13 sene önce. O dönemde daha derin düşünseydim daha farklı bir isim de koyabilirdim. Ama artık insanların aklında CEZA ismiyle kaldım. CEZA: Rap, hip hop ilk önce eğlence amaçlı doğmuş. Amerika’da kendilerini birbirlerine çok farklı şekilde ispatlamaya çalışan kişiler var. Kavgalarla, çetelerle ve benzeri sert davranış metotlarıyla... Hip hop kültüründe ise kavga etmek, öldürmek yerine müzik var, dans var. Amerika’da pek çok grup çete kavgalarıyla kendi arkadaşlarını kaybetti. Hip hop kültürünün doğması da bundandır. 1980’li yılların sonu, 1990’ların başında birkaç grup sayesinde hip hop politik tavrını aldı. Azınlıklar, zenciler, Latinler, Afgan kökenli insanlar, sokaklarda yaşayanlar bu kültürün içerisindeydi. Bunlar sokak kültürünü dışarıya vurdular ve bu şekilde kendilerini ifade ettiler. 1990’larda özellikle Afro-Amerikalılar daha politik söylemlerle bu müziği gün yüzüne çıkarttılar. Beyazların 1700’lü, 1800’lü yıllarda siyahlara karşı yaptıkları ırkçılığı gündeme getirdiler. Politik, sosyal problemleri, yaşadıklarını dile getirdiler. Hip hop ile istedikleri her şeyi söyleyebildiler. Bu akım dünyaya yayıldı. Ben de gördüğüm yanlışları dile getirmeye çalışıyorum. Duygularımı, hislerimi insanlarla paylaşıyorum. Bu hislerim ortak bir tepki haline geliyor. Yaptığım işlerde insanlar kendinden bir şeyler buluyor.
- :Türkiye’de hip hop müziğin yaygınlaşmasında çok önemli bir rolünüz var. Ayrıca Burcu Güneş, Candan Erçetin, Sezen Aksu gibi farklı müzik tarzı olan önemli sanatçılarla düet yaptınız. Bir anlamda yaptığınız müziği farklı kesimlerin benimsediğini görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz?
- :Yeni albümünüz 29 Aralık’ta piyasaya çıktı. Albümünüzle ilgili neler söylemek istersiniz? CEZA: Killa Hakan ile düetten oluşan 17 parçalık ‘Bomba Plak’ı çıkarttım. Killa Hakan Berlin’de yaşıyor. Almanya’da rap yapıp çok tanınan bir kişi kendisi. İki gücü ‘Bomba Plak’ta birleştirdik. Tamamen Türkçe bir albüm. Parçalarımıza eşlik eden Melez adında bir de bayan var. Geko var, Ayaz Kaplı diye bir sanatçı var. Bu albümde sokakların dilini yansıtmaya çalıştık. Bundan bir sene önce davet üzerine Berlin’e gitmiştim. Killa Hakan ile çalışmalar yapmıştık ve bunları hızlandırdık. Böylesi bir projenin oluşmasına karar verdik. Ben İstanbul Üsküdar sokaklarının insanıyım. Yine dolmuşa binerim, vapura binerim. Hayat anlayışım hiç değişmedi. Albümü her insanın anlayabileceği bir şekilde yorumladık. Bazı parçalarda politik söylemler var. Bazı parçalarda Killa Hakan’ın Avrupa hükümeti ile yaşadığı sorunlar var. Genel olarak dünyanın yaşadığı sıkıntılara, sorunlara bir bakış açımız var.
- :Yurtdışında ne gibi çalışmalarınız oldu? Bu çalışmalara yabancıların ilgisi nasıl? CEZA: İlk yurtdışı teklifi bana 2002 yılında İsveç’ten gelmişti. İlk adımım o şekilde olmuştu. Hayatımda ilk defa uçağa binmiştim. Oranın yerel gruplarıyla tanışmıştım. Ortak işler yapmıştık, hatta İsveç radyolarında en çok tercih edilen parça olmuştu. Daha sonra Avrupa’nın 20’ye yakın ülkesinde konser turlarına çıktım. İspanya’da Barcelona’da bir konser vermiştim. Hiç Türk dinleyici yoktu. Dilimi bile bilmeyen insanlar benim parçalarımı söylüyorlardı. İnsanlar kendilerinden geçiyorlardı. Bu da beni çok duygulandırmıştı. Son olarak da Amerika’da DJ Fanksi ile birlikte Newyork’ta bir konser verdim. CEZA: Sosyal sorumluluk projelerinde olmayı isterim. Bu tip tekliflere her zaman açığım. Ben çok fazla sosyal sorumluluk projesinde yer aldım. Verem, kanser ile ilgili, Afrika’daki çocuklarla ilgili, Filipinlerdeki tsunamizedeler yararına pek çok konser verdim. Türkiye’deki depremle ilgili olarak da konserlerle Türk halkının yaralarının sarılması için elimden ne geliyorsa yapmaya çalıştım. Bunların dışında okuma-yazma ile ilgili projelerde, sokak çocukları ile ilgili olan projelerde yer aldım. Almaya da devam edeceğim. Karanlığa karşı bir ateş de ben yakabiliyorsam, bundan daha mutlu ne olabilir ki?
Hip hop Anadolu atışmalarına benziyor CEZA: Evet aynen doğru. Zaten binlerce yıl önce Anadolu’da Kalenderi dervişlerle bazı şamanların birbirleriyle atışmaları vardı. O zamanlar daha Anadolu’ya telli çalgılar bile girmemişti. Def gibi vurmalı çalgılarla toplumsal eleştirilerini dile getiriyorlardı. Bunlar yazılı olmadığı için kayıtlara çok iyi geçememiş detaylardır. Sözlü olarak günümüze gelebilmişler. “Az okuyan bir toplum varsa, o da biziz” CEZA: Gençleri bugün en çok televizyonlar zehirliyor. Çocuklar bile izledikleri dizi karakterine bürünebiliyorlar. Örnek aldıkları model onlarda travmalara bile sebep olabiliyor. Örneğin Türkiye’de mafyaların fazla olması dizilere de yansıdı. Dizilerdeki olaylar da gerçek hayata yansıyor. İnternet de çok fazla iyi amaçla kullanılmıyor. İnternetin kölesi haline gelebiliyor gençler. Zaman o kadar kıymetli ki, bunun farkına varmaları gerektiğini anlatmak lazım. Dünya genelinde az okuyan bir toplum varsa, ne yazık ki o da biziz. Türkiye genci böyle olmamalı, böyle kalmamalı. Zaman hızla akıp geçiyor. Bakın 2009 yılı da geldi. Artık insanlar değil, ülkeler kendilerini yeniliyor. Vurdum duymaz bir toplum olmaktan çıkmamız gerekmekte.
- :Sizce sanatçının topluma karşı sorumlulukları nelerdir? CEZA: Her toplumda sanatçılar örnek alınan insanlardır. Yaptığınız her olumlu ya da her olumsuz iş insanlarca taklit ediliyor. Bu yüzden sanatçı yaptıklarına ve söylediklerine çok dikkat etmelidir. Benim de bazen hatalarım olabiliyor. Kendi hatalarımı yine kendim fark ederek düzeltme yoluna gittim. Gençler bizim yaptığımız hatalardan ders çıkarsınlar. Sanatçıların sözü bana göre politikacıların sözünden daha değerli. Çünkü her sanatçı toplumun lideri konumundadır. Biz her şeyden önce Türkiye’de ayrımcılığa karşıyız. Alevi, Kürt, Çerkez, Laz hepimiz kardeşiz. Tarihten bu yana da hep böyleydik zaten. Çanakkale Savaşı’nda tek yumruk değil miydik? Biz mesela üç göbek İstanbulluyuz. Ondan önce Çankırı’daymışız ve soyadımız Sarımehmetoğlu olarak geçiyormuş. Ailemden 1915 Çanakkale Savaşı’nda 7 şehit verdiğimizi biliyorum. Bu yüzden her zaman söylüyorum, bu topraklar hepimizin. CEZA: “System of A Down” grubunun yaptığı, tarihi bir şekilde yanıltmaktan öte değildir. Popüler kültürün tepesinde olan bir organizasyonda çıkıp da tarihi çarpıtmak büyük bir insanlık suçudur. O zaman her millet yalan yanlış belgelerle birbirlerini karalar. İpin ucu da kaçar. Bu bakımdan bana göre sorunu olan milletler kendi tarihçileriyle ve varsa ellerinde belgeleriyle bir araya gelir, her şeyi sonuçlandırır. Benim Üsküdar’da Ermeni çok fazla arkadaşım vardı ve ben hiçbiri ile böyle bir sorun yaşamadım. Onlarla gayet de iyi geçiniyordum. Ne onların ne de benim onlarla bir sorunum oldu. “System of A Down” grubuna benim bir müdahalem olamaz ama ben zaten parçalarımda hep birleştirici etmenleri ön planda tutuyorum. Hepimiz yıllar önce nasıl ki birlik ve beraberlik içindeydik, bugün de öyle olmalıyız. Fotoğraflar : Fatih Surmaz Bu Röportaj Yerleşke2023 Dergisi 6. Sayıda Yayınlanmıştır yerleşke2023 |






