“BU ÜNLÜYÜ DAHA ÖNCE HİÇ BÖYLE GÖRMEDİNİZ” DEDİRTEN KARELERİN FOTOĞRAFÇISI; MEHMET TURGUT!
Fatih Surmaz tarafından yazıldı   
Bölümler - FOTO Söyleşi



“İnsanların zihnini yavaş yavaş açmayı seviyorum..”

Yıldız Kenter, Emre aydın, Hayko Cepkin, Doğa Rutgay, Deniz Akkaya, Ogün Şanlısoy, Cem Yılmaz ve Okan Bayülgen gibi birçok tanınmış ismin fotoğrafını çeken Mehmet Turgut ile fotoğrafları ve ‘deliliği’ üzerine konuştuk. Çektiği sıradışı fotoğraflarla ünlenen Turgut, fotoğrafçılığın kendisi için bir aile geleneği olduğunu söylüyor.

- : Biraz deli misin?

Mehmet Turgut: Tabi ki deliyim! Ben sanata gönül vermemiş bir adam olsaydım, şu anda atım katım her şeyim olurdu yani… Ama bir şekilde sanata gönül verdiğimiz için, dediğin gibi bir delilik olduğundan kıt kanaat geçiniyoruz.

- :Dede fotoğrafçı, baba fotoğrafçı, sen fotoğrafçı… Sizde babadan oğula mı geçiyor meslek?

Mehmet Turgut: Dede, baba, amca fotoğraf sanatçısı değil, fotoğraf zanaatçısı. İşin zanaat kısmını hala da yapıyorlar. Babam 1932 doğumlu ama hala fotoğrafçılık yapar. Abisi Fikret Turgut… O da hala fotoğrafçı. Benim şansım, bana bire bir uyan bir sanat dalını icra edebilmemdir. Bir Turgut ailesi üyesiyim. Ve bir Turgut ailesi üyesiyseniz, doktor da olsanız mimar, mühendis de olsanız fotoğrafçılık bilmek zorundasınızdır. Bu bir aile geleneğidir.

- : Sen fotoğrafta farklı işler yaptın. Fotoğrafa farklı bir gözle baktın. Baban bunu eleştirdi mi?

Mehmet Turgut: Tabi ki… Babam siyah beyaz fotoğrafla başlamış. Babamla benim aramda 45 yaş var. Yarım asır eder… Fikir tersliği olması da kaçınılmazdı. Sanatsal anlamda işler yapmaya başladığım dönemde bu durum ve farklılıklar iyice su yüzüne çıktı. Ama bunu çabuk atlattığımıza inanıyorum. Sonuçta benim babam ileri görüşlü bir adam. Avrupa görmüş, fotoğrafa yıllarını vermiş bir adam. Ben babamın değil, kimsenin kabul edemeyeceği işlere giriştim. Dışarıdaki insanlar ‘bu herif manyak mı deli mi ne yapıyor?’ diyordu. Anlamadıkları konuyu eleştiriyorlardı.

“İnsanlar dergilerdeki çakma fotoğraflardan sıkılmış”

- :Seni çok seven, yaptıklarını takip eden bir kitle var. Seni sevmeyen ya da yaptıklarını sürekli olumsuz eleştiren kitle de var… Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun?


Mehmet Turgut: Benim hayatımda hiçbir zaman gri bir hat olmadı. Siyah veya beyaz oldu. Bir kızı ya sevdim ya sevmedim mesela. Fotoğrafta da böyle oldu. Bir görüntü alırken ve bir şeyler katarken ‘acaba millet ne der’ diye hiç düşünmedim. Kendimi hiçbir zaman frenlemedim. Sonuna kadar çektim. Bu anlamda da insanlara biraz sivri geliyor olabilirim.

- :Sivrilme dönemin, İstanbul’a gelme döneminle hemen hemen aynı…

Mehmet Turgut: İstanbul hikayesi de çok enteresan. İstanbul’a gelmeyecektim ben. Ankara’da kalacaktım. Sanat fotoğrafı çekmeye devam edecektim. Zaten her sene İtalya’da Viyana’da sergiler açıyordum. Benim fotografik anlamda kendimi ifade etme problemim hiçbir zaman olmadı.

- :İstanbul’a gelmek doğru bir adım mıydı?

Mehmet Turgut: Doğru tabi ki çünkü İstanbul’un böyle bir adama ihtiyacı varmış. Çünkü insanlar bazı dergilerdeki çakma fotoğraflardan sıkılmış. Artık insanlar yaratıcı düşüncenin peşinde. Ankara’dayken kendi çevremi, arkadaşlarımı, yoldan bulduğum insanları çekiyordum. Burada da yapıyorum bunu ama burada tanınmış isimleri çektiğim zaman ister istemez dergi kapaklarına, medyaya, televizyonlara sıçrıyor. Tabi insanlar bu zamana kadar böyle fotoğraf görmedikleri için, gördükleri zaman da Mehmet Turgut, Mehmet Turgut oldu.

- :Dünyada ödüller aldın, birçok yerde sergiler açtın. Üniversitelerde ve derneklerde seminerler verdin. İnsanların bundan ne kadar haberi oldu?

Mehmet Turgut: Üniversitelere ve derneklere zaten hep davet üzerine gittim. Her gittiğim yerde bir önyargı vardı. Ama ben onlarla konuştuğumda, olayın şeklinin bu olmadığını, fotoğraf sanatının kurallarla sıkıştırılmaması gerektiğini anlattığımda etkili olduğunu gördüm. Hatta ikinci gittiğimde öğrencilerin bana gösterdikleri fotoğraflar oldu. Bu bir avantaj. Benim avantajım her zaman farklı düşünmekten ziyade, hislerimi ve yaratıcılığımı fotoğrafa yansıtabilmem oldu.

- :Fotoğrafçılık senin için ekmek kapısı mı? Yoksa zevk mi?


Mehmet Turgut: Ben hayatımı fotoğraf çekerek kazanıyorum. Hayatım boyunca başka iş yapmadım, yapmayı da bilmiyorum zaten. Fotoğraftan kazandığım parayı yine fotoğraf sanatına yatırıyorum.

“Keşke photoshop sanatçısı olsaydım”

- :Üniversitelerde fotoğraf bölümleri var… Derslerde anlatılanlar hep aynı şeyler… Bu bölüm öğrencileri belli bir kalıpta mı kalıyor sana göre?

Mehmet Turgut: Ülkemiz insanındaki genel psikoloji böyle. Burada diyelim ki yüz kişi var, ve bu yüz kişinin başında bir hoca diyebileceğimiz bir insan var, o insan ne derse, yüz kişi de o söylenenlerin doğru olduğuna inanıyor. Haberleri izliyorsunuz ve o haberlerin hepsinin doğru olduğuna inanmak gibi bir şey bu. Aslında gençlerimiz yavaş yavaş bunu yıkmaya başladı bence.

- :Fotoğraf sanatçısı mı yoksa photoshop sanatçısı mı diye bir ikilem var?

Mehmet Turgut: Photoshop sanatçısı photoshop ile ilgili her şeye sahiptir. Sıfır bir şeyi tamamen photoshopla ortaya çıkarabilir. Ve bu kötü bir yakıştırma değil bence. Ama ben bir photoshop sanatçısı değilim. Keşke photoshop sanatçısı olabilseydim. O zaman fotoğraflarımın görsel değerini ikiye katlayabilirdim.

- :Modellerinin makyajını bazen kendin yapıyorsun ama makyözün de var… Ekibinde başka kimler var?

Mehmet Turgut:  Uzun yıllar eksi eşimin ablası Yeşim Arsu ile çalıştım. Hacettepe Devlet Konservatuarı makyaj hocasıydı. Bence Türkiye’nin en büyük make-up artistlerinden bir tanesi. Aileydik ve sürekli bir şeyler yapıyorduk. Sonra ben İstanbul’a geldim ve bir şekilde ayrıldık. Sonra kendim yapmaya başladım makyajı. Makyajla ilgili bir çok şeyi öğrenmiştim. Bunu öğrenmek istemekteki amacım da, yanıma gelecek, benimle çalışacak makyözün altında ezilmemek. Ona fikir verebilmek ya da bir şeyleri yaparken ‘böyle mi yapsak şöyle mi olsa’ gibi fikir alışverişinde bulunabilmekti. Şu anda çalıştığım bir çok make-up artist var ve onları yönlendirebiliyorum.

- :Çalışmalarında sınırların var mı?

Mehmet Turgut: Hiçbir zaman bir sınırım yok. Sadece şöyle bir durum var; ister istemez oluşan bir oto kontrol sistemim var. Bu oto kontrol sistemi zamanla oluşuyor. 2009’a giriyoruz, 2002’de başladım ben bu tarz çekimler yapmaya. 7 sene öncede belki bu fotoğrafları çekebilirdim ama 7 sene önce bu fotoğraflarla ortaya çıkmış olsaydım kimse yüzüme bakmazdı. Ben insanların zihnini yavaş yavaş açmayı seviyorum. İnsanların zihnini açtıkça kendi zihnimin de açıldığını hissediyorum.

- : Stüdyonun Beyoğlu’nda olmasının özel bir sebebi var mı?

Mehmet Turgut: Benim için zaten İstanbul Beyoğlu’dur. İstanbul demek Beyoğlu demektir. İstanbul’un kalbidir.

- :Yakın zamanda AIDS ile ilgili fotoğraflar çektin. Pozitif ve negatif yaklaşımlar… Bu fotoğrafların çıkış noktası neydi?

Mehmet Turgut: Proje bana geldi ve inceledim. Ben her sene toplumsal bir proje yapmayı kendime hedef edinmiştim ve kabul ettim. Hiçbir para almadan, sadece dernek yararına bu işi yaptım.

- :Bazı fotoğrafların çizgi roman karelerinden fırlamış gibi…

Mehmet Turgut:  Çizgi roman merakım çok büyük. Çocukluğumdan başlayıp bugüne bir çuval dolusu çizgi roman okumuşluğum vardır.

_dsc5005“Üniversitelerdeki fotoğraf bölümleri sanatçı yetiştirmiyor”

- :Ressamlık var mı?

Mehmet Turgut: 2 yıl uğraştım ama daha sonra fotoğrafçılıkla devam ettim.

- :Şu anda devam eden projelerin nelerdir?

Mehmet Turgut: Şu anda devam eden projelerim hep klip üstüne aslında. Kliplerde mekan dekorasyonu ve giysi seçimi yapıyorum.  

-
: Üniversitelerde ki fotoğraf bölümü öğrencilerine neler iletmek istediklerin var mı?

Mehmet Turgut: Öğrenciler bölümlerini bitirdikten sonra ‘ben fotoğrafçıyım, ben mimarım, ben doktorum’ gibi düşünmemeliler ve okulun sadece bir alt yapı olduğunu bilmeliler. Yalnızca binanın temelini attıklarını düşünmeliler. Üniversiteden sonra, hatta üniversitedeyken dışarıdaki hayatla bağlantıya geçip işlerini sürdürmeliler. Fotoğraf bölümleri de fotoğraf sanatçısı yetiştirmiyor. Gördüğüm yüzlerce fotoğraf öğrencisinin fotoğraf sanatçısı olması imkansız. Ama bu üniversiteler bir fotoğrafçı eğitebilir, bir reklam fotoğrafçısı, otomobil fotoğrafçısı gibi branşlaşmış bir fotoğrafçı çıkarabilirler. Ama okullarda gördüğüm şey, öğrencilerin kendilerini birer fotoğraf sanatçısı gibi görmeleri…

 

 

Bu Röportaj Yerleşke2023 Dergisi 6. Sayıda Yayınlanmıştır yerleşke2023

m01

m03

m02


 

Fatih Surmaz TARAFINDAN YAZILDI Cumartesi, 01 Kasım 2008.

YORUM EKLEMEYE YETKİNİZ YOK.
LÜTFEN YORUM EKLEMEK İÇİN ÜYE OLUNUZ

Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.