FOTO Haber
AFİŞLERİN DİLİ...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Pazartesi, 06 Eylül 2010 13:53   

AFİŞLERİN DİLİ...

dsc_4404-k

Ben…

Siz…

O…

Bizler…

Sizler…

Onlar…

İşte bizler…sizler…onlar bir araya gelmeye başlayınca bu ülke meydana geliyor…

Yani bu ülke biziz…sizsiniz…

Böyle olunca, gerçekten bizlerin söz hakkı var mı?

Bu ülkeyi meydana getiren bizler ülke yönetiminde istediklerimiz oluyor mu?

Hangimiz şimdiye kadar Anayasayı okuduk.

Neden Anayasa 1982 yılından bu yana tam 16 kez parça parça değiştirildi.

Neden yepyeni bir Anayasa yapılmak istenmezde böyle yamalı bohçaya döner…

Hangimize şimdiye kadar, yardım paketi yerine Anayasa kitapçığı dağıtıldı.

Şimdi yine sandığa gitmemizi ve onların istedikleri yönde oy kullanmamızı istiyorlar.

Ancak sandığa gidileceği ve onların isteklerini doğrultusunda oy verileceği zaman nedense hep hatırlanan bizler oluyoruz.

Hemen yanı başımızda bitiveriyorlar…

Hemen kahvede otururken yanı başımıza geliveriyorlar…

Hemen bir poşet içinde yardım paketi veriyorlar.

Veriyorlar ve alıyorlar…

Sonra yine yok oluveriyorlar…

Ben, tam demokratik bir Anayasa istiyorum.

Öyle yamalı bohça gibi maddeleri değiştirilen değil.

Yeniden ve tüm toplumun katılımıyla.

İnsanca yaşayabileceğim

Ve yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımız için.

Demokratik Anayasa…

 

 
SENDİKALARA İNAT KESK GREV’DEYDİ...
Paşa İmrek tarafından yazıldı    Çarşamba, 26 Mayıs 2010 21:19   

SENDİKALARA İNAT KESK GREV’DEYDİ

dsc_0001-1Dört konfederasyon, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), KESK ve Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (KAMU-SEN), 22 Şubat'ta, TEKEL işçilerinin Ankara'daki direnişinin bitiminde, genel eylem kararı almıştı.

26 Mayıs'ta genel eylem kararı alan dört emek örgütü içinde sadece KESK genel grev kararına uyarak alanlara çıktı. Tam gün greve giden konfederasyon, grev kırıcılarından da işçilerin bir gün mutlaka hesap soracaktır.

 
DENİZ…YUSUF…HÜSEYİN…BİZ YENİDEN TAKSİM ALANINDAYIZ…
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Çarşamba, 05 Mayıs 2010 23:04   

DENİZ…YUSUF…HÜSEYİN…BİZ YENİDEN TAKSİM ALANINDAYIZ…

 

dsc_4798Bin Dokuz Yüz Yetmiş Yedi
Unutulmaz Yılın Adı

Unutulmaz Yılın Adı’ndan tam otuz üç yıl sonra...

Sabahın güneşi, aydınlatmaya başladığında İstanbul sokaklarını.

Taksim Alanı sessiz…

Taksim Alanı bir gelin gibi süslü…

Güvercinler özgür.

Bir o kadar düşünceli Taksim Alanı.

Kendisi şahit olmuştu, biliyordu, tek tek düşenleri.

İşçi tulumlarıyla, bayramlık giysileriyle…

dsc_4741Kurşun sesleri, işçi marşının sesini bastırmak istercesine delip geçmişti yürekleri…

Kan kırmızı olmuştu Taksim Alanı…

Tam otuz dört  genç beden, otuz dört yürek, otuz dört  kızıl bayrak…

Bir Mayıs Bayramı İdi
Sorarlar Bir Gün, Sorarlar.

Şimdi kırmızı karanfiller bırakılıyordu binler, otuz dört yüreğe…

Geliyordu dört bir koldan binler, yüz binlere katılarak.

Beş Yüz Bin Emekçi Vardık
Taksim Meydanı’na Girdik

 
32 YIL SONRA YENİDEN…TAKSİM ALANI…
Paşa İmrek tarafından yazıldı    Pazartesi, 03 Mayıs 2010 21:21   

32 YIL SONRA YENİDEN…TAKSİM ALANI…

dsc_0238

Taksim'de 32 yıl sonra kitlesel 1 Mayıs kutlamaları için emekçiler meydanı doldurdu. Dolmabahçe, Şişhane ve Şişli'den saat 10:00 civarında hareket eden yürüyüş kolları alana yerleşti. Miting sonuna doğru alana hala yürüyüş kollarından insanlara alana yağıyordu, 200 bin emekçi doldurmuştu alanı hınca hınç, iğne atarsan yere düşmez misali…

 
DEMOKRASİ SAATİ ÇALIŞMIYOR...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Pazartesi, 29 Mart 2010 17:43   

“DEMOKRASİ” SAATİ ÇALIŞMIYOR…

2Burası…Doğu.

Güneş, Doğu’dan doğuyor…

Doğuyor ve ilk ışıklarıyla Dünyayı aydınlatıyor.

Karanlık yüzeyler, saniye saniye aydınlanıyor.

Kıyı, köşe…

Tüm karanlığı, aydınlığa açıyor.

Güneş, karanlığı Doğudan başlayarak aydınlatıyor.

Ama…

Doğuda, “Demokrasi” saati çalışmıyor.

Çalışmayan saat şimdi değil, yıllardır çalışmıyor.

Bölgeye, 6 Eylül 1975 yılında gittiğimde, çalışmıyordu.

Lice, depremle birlikte yerle bir olduğu o tarihte saat durmuştu…

6.6 büyüklüğündeki depremde, resmi kayıtlara göre 2385 kişi ölmüştü.

İşte o deprem sonrası gittim bölgeye…

Lice, Hani, Hazro başta olmak üzere köy ve mezraları gezmiş, fotograflar çekmiş ve bölgenin sorunlarını anlatan sergi açmıştım…

İzlenimlerim, o dönem Cumhuriyet gazetesinde bir hafta boyunca yayınlanmıştı.

Saatler, 6 Eylül 1975 tarihini gösterdiğinde durmuştu.

Ve yıllar yılları kovaladı.

 
HASANKEYF, YERİNDEN DEĞİL…YARINA TAŞINSIN
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Pazar, 28 Mart 2010 16:24   

2

HASANKEYF, YERİNDEN DEĞİL…YARINA TAŞINSIN

Aradan tam 35 yıl geçmiş.

Dile kolay, tam 35 yıl…

Daha dün gibi.

Dün, sanki buradaydım.

İşte bu köprü, işte yine Dicle, yine tam karşımda Hasankeyf…

Düşünüyorum, dünü.

06 Eylül 1975 tarihi ve Lice depremi.

Bölgeye ilk gelişim.

Dün bunlar yaşandı…

Şimdi yine buradayım…aradan tam 35 yıl geçmiş…

Dün gibi…

Çektiğim fotograflar elimde, ayni açıdan yeniden çekim yapmak istiyorum.

 

Sanki dün gibi.3

Dicle hüzünlü, Dicle mahzun akıyor…boynu bükük…

Dünde böyleydi…şimdide böyle…

Ilısu barajı önüne engel.

Bu baraj hikayesi tam elli yıldır var.

Yaşayanlar tedirgin…oldu…olacak…

Ama aradan tam elli yıl geçmiş hala oldu…olacak…

İşte burada durmuş, buradan vizörden bakıp fotografı çekmiştim.

Ve yine dün çektiğim yerden çekim yapıyorum.

İmam Abdullah Türbesine doğru yürüyorum, mezarlık olmuş, çitle çevrili.

Kapısını açıp içeri giriyorum ve yeniden deklanşöre basıyorum.

 
BENİM PENCEREMDEN...NEWROZ
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Cumartesi, 27 Mart 2010 13:54   

BENİM PENCEREMDEN…NEWROZ

1

Bahar gelince, toprak ana uyanmaya başlar.

Bu uyanma ile birlikte ateşler yakılır, köy meydanlarında, sokak aralarında.

Cemrenin toprağa düşüşünün kutlamasıdır.

Yıllardır bu böyle bilindi, böyle öğretildi.

Yaşamda bir pencere gösterildi bize…

“Bu pencereden yaşama bakacak…”

“Bu pencereden yaşamı göreceksin…”

Her taraf duvar.

Dört bir yan beton, başka pencere, başka bir ışık yok…

Tek pencere, tek bakış.

Yaşama baktırılan pencere…

O pencereden bakınca;

Cemre toprağa düşüyor…

Ama göremiyorum.

O pencereden bakınca;

Baharın müjdecisi toprak ana uyanıyor…

Ama göremiyorum.

Ve…

Tırnaklarımla duvarı kazıyorum…

Acıyor, kanıyor.

Bir pencere, bir aydınlık olmalı; görebileceğim…

Bir ışık beliriyor.

Önce solgun, sonra ışıl ışıl…

Alevler göğe yükseliyor, duman bulutlarla sarmaş dolaş olmuş bile.

 
GECENİN ÖTEKİ YÜZÜ: ŞEVKET ŞAHİNTAŞ
Erhan Uçar tarafından yazıldı    Pazar, 06 Eylül 2009 10:54   

5İSTERSEN EN BAŞINDAN BAŞLAYALIM..FOTOĞRAF İLE TANIŞMAN HANGİ TARİHTE OLDU?

 

2005 yılında fotoğrafa başladım.

 

SOKAK FOTOĞRAFÇILIĞINA BAŞLADIĞIN TARİH Mİ BU YIL ?

 

Evet, zaten bu amaç için almıştım fotoğraf makinemi.

 

DAHA ÖNCE KAFANDA ŞEKİLLENMİŞ ANLAŞILAN. BÖYLE BİR FİKİR NASIL OLUŞTU ?

 

Taksicilik yaptığım süre içinde  geceleri, özellikle soğuk havalarda dışarıda yaşam mücadelesi vereninsanlar ilgimi çekiyordu.Haliyle üzülüyordum. Sokakta gördüğümüz kimsesizler sadece gündüz mücadele sürdürmüyor. Bir de bu olayın gece boyutu var. Bu insanların gece yaşantılarını  görünce seslerini fotoğraf aracılığı ile duyurabilirmiyim diye düşündüm. Böylelikle fotoğraf makinesı almaya karar verdim. Yaptığım işin sokak fotoğrafçılığı, belgesel fotoğrafçılık olduğunu bilmiyordum. Dünyada sayılı örnekleri olduğundan, Türk fotoğrafçılığında bir ilk olduğundan haberim yoktu.

 
ADI: TAŞKÖPRÜ...SOYADI: SARIMSAK
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Perşembe, 20 Ağustos 2009 11:43   

1ADI: TAŞKÖPRÜ...SOYADI: SARIMSAK

“Bu yoğurdu sarımsaklasaktamı yesek...

Sarımsaklamasaktamı yesek...”

Yazması kolay ama tekerlemesi zor.

Kolay olan yemesi ya da yoğurdu sarımsaklayarakta yemek.

Peki...zor olan ne...

Aynen tekerlemenin sözlü söylenmesi gibi; ekimi, bakımı ve toplanması.

Ve...

Tüm bu uğraşların karşılığının alınması.

Toprak ana sevecendir, doğurgandır kadın gibi.

Bir verirsin o sana bereket verir.

Ama bir o kadarda sabırdır toprak.

Umutlar “Allaha” bağlıdır.

Yağmur yağmaz...Yağmur sel olur...

Çiftçinin yüreği hep umuttur.

Sabırdır, beklenen...

Mustafa Kemal; “Bu Milletin Efendisi Köylüdür” demiş...

Demiş demesine de o deyiş o zamanda kalmış...

Bırak efendiliği, köylünün işi “Allaha” kalmış.

İşte bu yılda sarımsak üretimi aynen böyle olmuş...

Ürün iyi değil yani.

Bizler, evimizde klimalarımızı açıp haberler de bazen “vah vah” dediğimiz o şiddetli yağmurlarda, sarımsak tarlada kalmış...

 
"GÖZÜM CEPHEDE...KULAĞIM İNEBOLU'DA..."
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Pazar, 14 Haziran 2009 22:19   

GÖZÜM CEPHEDE...KULAĞIM İNEBOLU’DA...

01Ulusal Kurtuluş savaşında söylenen bir cümle...

Ve yaşatılan cümle...

“GÖZÜM CEPHEDE...KULAĞIM İNEBOLU’DA...”

Emperyalizme ve işgale karşı verilen bir direncin cümlesi...

Yeniden bir ülkeyi var etmenin cümlesi...

Halkın emperyalizme karşı verdiği uğraşın bir cümlesi...

Cepheden seslenilen bir cümle...

Mustafa Kemal’in cümlesi...

Bu cümleye, kağnısıyla cevap veren Şerife Bacıların öyküsü...

İsimleri unutulan ama uğraşları unutulmayanların öyküsü...

Gemilerle gelen cephanenin kağnılarla cepheye taşınmasının öyküsü.

Gecenin karanlığında...

Gecenin ayazında...

Kağnı tekerleklerinin bile sesinin duyulmadığı gecenin sessizliğinde...

Şimdiki tarihlerde unutturulmaya çalışılan bir destanın öyküsü...

Ama bu destan ne unutulacak gibi ne de unutturulacak gibi...

 
ŞİRKETLERİ DEĞİL DÜNYAYI KURTAR
Paşa İmrek tarafından yazıldı    Cuma, 01 Mayıs 2009 17:21   

4KÜRESEL EYLEM ZAMANI

Küresel eylem grubunun 25 Nisanda tepe natülis önünde buluşarak, Kadıköy iskele meydanına kadar bir yürüyüş düzenleyerek, miting yaptılar. Çok renkli görüntülere sahne olan eylem, konuşmaların ardından konserlerle devam etti. Küresel eylem grubu ve yeşiller partisi çok yoğun katılım gösterdiler. Onun dışında diğer kurumlarda çok ciddi bir katılım sergilenmedi. Böyle hayati bir konuda küresel ısınmanın getirebileceği ve getirmiş olduğu felaketlere karşı duyarsız olmak, büyük bir duyarsızlık olarak görüyorum. Meslek odalarından, siyasi partilerden ve sendikalardan mitinge duyarsızlık had safhadaydı.
İklim Değişikliği; Sanayi Devriminden beridir dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 0.8 derece Celsius artmıştır. Bu çok fazla gözükmese de sonuçları çok büyüktür. Kutup bölgelerindeki kalıcı buzullar her geçen yıl küçülmektedir. Sıra dışı iklim olayları ve siklonlar artmıştır. İklim değişikliği hali hazırda ekosisteme zarar vermekte ve milyonlarca insanın hayatını tehdit etmekte ama bu sadece bir başlangıç. Sorun geçmişteki hiçbir doğa olayı ile karşılaştırılamayacak düzeyde. Ancak sorunun çözümü bizlerin elinde. Çünkü sebep olan, atmosfere olması gerekenin çok üzerinde karbon dioksit (CO2) ve sera etkisi yapan gazların salımıdır.

 
GREV DEVAM EDİYOR...
Paşa İmrek tarafından yazıldı    Pazartesi, 27 Nisan 2009 15:39   

GREV DEVAM EDİYOR…

 

1Atv ve sabah gazetesinde grev var haberini var mı? 13 şubatta başlayan, hem de 72. gününde, yağmur kış demeden her gün işyerlerinin önünde ve her cumartesi taksimde buluşuyorlar. Destekçileriyle dostlarıyla meydanda buluşuyorlar ve Galatasaray lisesine kadar yürüyorlar. Basın metnini okuyup sessizce dağılıyorlar. Her cumartesi daha kalabalık ve kalabalıklaşıyorlar. Sendikalar, meslek odaları, siyasi partiler, dergiler, işçilerden yoğun büyük bir destek var grevcilere.

 

Her grev bir hak mücadelesidir. Hakkına ve haklarına karşı örgütlü bir şekilde greve gitmektir. 29 yıl aradan sonra gelen sabah-atv grevi büyük coşku yaratmıştır. Greve giden bütün işçileri bir şekilde birleştirmiştir. Büyük bir dayanışma örneği sergilenmektedir. Greve giden de-sa, me-ha işçileride her cumartesi greve katılarak destek sunmaktadırlar.

 
TAŞ OCAĞI İSTEMİYORUZ KÖYÜMÜZE!
Tamay Açıkel tarafından yazıldı    Pazartesi, 20 Nisan 2009 17:27   

TAŞOCAĞI İSTEMİYORUZ KÖYÜMÜZE!

 

1SAGÜSAD’ın (Sakarya Güzel Sanatlar Derneği) bu ayki gezisi Geyve’nin Akıncı Köyü’ne. Bir sorunu var köyün: Taşocağı.

Biri durdurulmuş, ama pusuda. İkinci de sırada. Aşağıda, çalışır durumda olan eski ocağa şimdilik bir şey demiyorlar.

Kamuran Tan ve eşi Ayşe Tan’la önceden sözleştiğimiz yolağzında buluşuyoruz. Onu da minibüsümüze davet ediyoruz. Amacımız, epey yukarıdaki Akıncı Köyü’ne kadar yol boyunca kendisinden bilgi almak.

Yanımız yöremiz orman. Bir aya kalmaz, ağaçlar yapraklanır, görünmez olur yer. Sarıçiçekler serpilmiş şimdilik görüntüye. İşte bahar!

Ta uzakta, eski köy evlerinden küçük kümeler. Havada “sevinç” var…

 
NATO'YA HAYIR MİTİNGİ
Paşa İmrek tarafından yazıldı    Pazar, 05 Nisan 2009 19:59   
01NATO 60. kuruluş yıldönümünü kutluyor bu yıl 4 Nisan'da... Emperyalizmin Sovyetler Birliği'ne karşı kurduğu bu silahlı örgüt, tam 60 yıldır dünya halklarının üzerinde sayısız terör harekâtı düzenliyor, sayısız katliamlara imza atıyor. Türkiye’deki bir çok parti, demokratik kitle örgütleri, dernekler ve meslek odaları… on binlerce kişi Kadıköy iskele meydanında nato’ya hayır mitinginde buluştu. Ve hep bir ağızdan ortak bir slogan attılar nato’ya hayır, savaşa hayır, NATO dağıtılsın dediler.
NATO, kurulduğu yıldan itibaren başta ABD olmak üzere, emperyalist güçlerin silahlı gücü olarak hareket etmekte ve bu amaçla nerede onlar aleyhine bir gelişme varsa oraya saldırmaktadır. Saldırdığı yerlerin ne hale geldiğini, orada yaşayan halkların nasıl acılar çektiğini, yüz binlerce insanın nasıl can verdiğini çok iyi biliyoruz. "Barış" amaçlı kurulduğu söylenen bu kanlı örgüt, barışın da katili olarak geldi bugünlere. Gittiği yerlere barış değil katliam götürerek...
NATO; bu 60 yıla kaç işgal, kaç nükleer saldırı, kaç bombalama, kaç katliam, kaç darbe sığdırmıştır acaba? Dökümüne gerek yoktur ama sayısız olduğuna vurgu yapmak gerekiyor. Hele NATO'nun bir kontrgerilla örgütü olduğu, ilişkide olan ülkelerde kontrgerilla örgütlenmesini hayata geçirdiği gerçeği ortadayken uzun uzadıya NATO'yu da anlatmaya hiç gerek yoktur. Dünya NATO'yu biliyor, dünya halkları NATO'yu çok yakından tanıyor...
 
SU HAYATTIR...SATILAMAZ...
Paşa İmrek tarafından yazıldı    Pazartesi, 16 Mart 2009 19:00   
 

1Son yıllarda; dünya nüfusunun artması, su kaynaklarının kapitalist tekeller ve hükümetler tarafından pervasızca kirletilmesi, suyun insan yaşamı ve toplumsal bakımdan da hayatiyetini artırmıştır.
         

 Bu önem artışına paralel olarak uluslararası tekeller; yıllık 400 milyar dolarlık bir rant gördükleri bu alana el atarak, dünya üstündeki tüm tatlı suyun ticarileştirilmesi için kolları sıvamışlardır.

          

 İnsanlığın herkes için yeterli, sağlıklı ve ücretsiz olarak suya erişim hakkını korumak ve pekiştirmek için mücadele gündemi oldukça yüklü. Bu haklara yönelik saldırı her yönden geliyor. Dayatılan politikaların haklı hiçbir yanı yok. Bugüne değin bu politikalar doğanın dengesini korumada, su kaynaklarını sakınmada ve insan olmanın gereğince suya erişimin nitelik ve niceliksel gerekliliklerini sağlamada tam bir başarısızlığa uğradığı da açık.

O zaman, insanlığın, doğanın, ekolojik dengenin, su kaynaklarının, insanların yeterli sağlıklı ve ücretsiz suya erişim hakkının korunabilmesi için bugün küresel kapitalizmin dayattığı bütün politikaların olumsuzlanması zorunlu.

 
8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ
Murat Yazar tarafından yazıldı    Pazar, 08 Mart 2009 18:34   

img_3206

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.

26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

 
FOTOĞRAFA YAŞAMA BAKAR GİBİ BAKAN BİR İNSAN…
Hüseyin Çağlayan tarafından yazıldı    Çarşamba, 18 Şubat 2009 21:09   
k.elita11Fotoğrafa yaşama bakar gibi bakan bir insan…
Ya da fotoğrafları yaşamının aynası olan bir insan…
İşte biz 13 Şubat Cuma akşamı Photopark ta bu güzel insanın, Kemal Elitaş’ın konuğu olduk. Bizi “ Meydanlarda Fabrikalarda Hep Biz Vardık “ başlığı altında toparladığı fotoğraflarıyla Türkiye tarihinin karanlık ve acı bir dönemine götürdü. Bir yanıyla belki karanlık ve acı bir dönemdi ama insanların haklarına sahip çıkışlarıyla, haksızlığa karşı birlikte verdikleri mücadeleyle ve gelecek güzel bir Türkiye düşleriyle de, bir o kadar güzel bir dönemdi. Özellikle duyarsızlaştırıldığımız şu günlerde onların onurlu duruşları ve duyarlılıkları belki de kaybettiğimiz en büyük değerimiz.
1980 darbesinin öncesi ve sonrası. Kırk bin (evet evet 40.000) fotoğraftan oluşan bir arşivin içinden seçilerek oluşturulurmuş bir sunu. Ve bu adam elinde bu sunu ulaşabildiği her yerde göstermeye çalışıyor o dönemi.
 
EMEKÇİLER MEYDANLARA İNDİ...
Murat Yazar tarafından yazıldı    Pazartesi, 16 Şubat 2009 18:11   
2
İşsizliğe ve Yoksulluğa Karşı Birleşik Mücadele, Emek ve Demokrasi Mitingi
15 Şubat 2009’da TÜRK-İŞ, DİSK ile KESK öncülüğünde Kadıköy'de düzenlenen ''Krizin Bedelini Ödemeyeceğiz, İşsizliğe ve Yoksulluğa Karşı Birleşik Mücadele, Emek ve Demokrasi Mitingi'' yapıldı.
 
OSMAN GAZİ'NİN TORUNLARI (MI)...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Cuma, 06 Şubat 2009 12:14   

1

Köpekler miskin miskin yattıkları yerlerden kalkmaya başladı.

Uyku mahmurluğuyla, kaşındılar...

Sonra koku alarak çevrelerinde olup biteni anlamak ister gibi bakınmaya başladılar.

Güneşin ısıttığı sıcak yerlerdeki uykuları onları burunlarına gelen kokuyla uykularından uyandırmıştı.

Şimdi sıra kokunun geldiği yere doğru yönelmek, nasiplerine düşeni almaktı...

Bir...iki...üç...peşi sıra ayni yöne yöneldiler.

 
BİR CİĞER ÇEKKK...
Murat Yazar tarafından yazıldı    Salı, 03 Şubat 2009 12:51   

img_9129




Kadim kent, peygamberler diyarı Urfa,
Kendine has kültürü, biraz Kürt biraz Arap ve Türkiye sınırları içinde ülkeyle bütünlük gösteren çehresi. İstanbul ya da Batı’dan konuştuğum insanların Arabistan benzetmesi de yaptığı olmuştur.

 
KARACADAĞ KAYAK MERKEZİ
Murat Yazar tarafından yazıldı    Salı, 20 Ocak 2009 18:00   

3Açar,
Kan kırmızı yediverenler
Ve kar yağar bir yandan,
Savrulur Karacadağ,
Savrulur Zozan…
Bak, bıyığım buz tuttu,
Üşüyorum da
Zemheri de uzadıkça uzadı,
Seni, bahar mışsın gibi düşünüyorum,
Seni, Diyarbekir gibi,
Nelere, nelere baskın gelmez ki
Seni düşünmenin tadı...

 
7000 YIL ÖNCESİNDEN BUGÜNLERE YÜRÜMEK...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Salı, 20 Ocak 2009 09:25   
1Hala yollardayız...
Hava soğuk, kar tipiye döndü ve yol almaya devam ediyoruz.
Üstümde ayı kürkünden bir post var.
Geyik derisinden yaptığım ve ayaklarıma sardığım korumalıklar beni soğuktan ve geçtiğimiz derelerden ıslanmaktan koruyor.
Konaklamak için atalarım hala gerekli şartların oluşmadığını söyledi...
Biraz dinlenme molası verdik.
Elimde mızraklar, diğer arkadaşlarımın katılımıyla ava çıkmamız emri verildi. Kafileye yiyecek bir şeyler bulmalıyız.
Göz gözü görmüyor...
Elimdeki mızrağın ucunu bulduğum bir taşa sürterek biraz daha sivrilmesini sağladım. Tipi iyice arttı. Yamaçtan dereye doğru inmeye başladık. Hayvanlar su için buralara iner, atalarım öyle öğretmişti bize...
Her birimiz siper aldık. Elimizde mızraklarımız. Birinde yay ve ok var.
Beklemedeyiz...
 
BUZDA BALIK TUTMAK...ÇILDIR GÖLÜ..
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Cuma, 16 Ocak 2009 19:53   
1
Çıldır Gölüne gidip de sarı balık yemeden geri dönülmezmiş.
Öyle ki; bu balığın tadını almak için buraya gelenler olurmuş.
Ve olurmuş ki, bu tatlarını deftere not eder “ne kadar lezzetli bir balık yedik” derlermiş...
Bu “miş”ler çoğalıyor.
Çoğalan bunlar ama bende azalan, balık yemeden Çıldır Gölünden geri dönmüş olmam.
Evet, oralara kadar gittim.
Sarı balığı yemeden geldim.
Balık yemeğe gitmemiştimki ben.
Tıpkı, kaz eti yemediğim gibi, Kars peynirini özel olarak alıp gelmediğim gibi.
 
SOFRANIZDAKİ YERİ ÖKÜZÜNÜZDEN SONRA GELEN;SİZİN KADINLARINIZ
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Çarşamba, 14 Ocak 2009 18:25   
1
“Ve kadınlar bizim kadınlarımız
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız...”
 
KARS DEMOKRATİK CUMHURİYETİ...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Pazar, 11 Ocak 2009 09:48   
01
Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce, Kars Cumhuriyetinin kurulduğunu biliyor muydunuz.
“Cenub-i Garbi Kafkas Demokratik Cumhuriyeti”.
Ben bilmiyordum...
Öğrendim.
“Çok yaşayan değil, çok gezen bilir” atasözü her ne kadar günümüzde değişime uğramış olsa da.
Yine güncelliğini koruyor sanırım.
Net çıktı, bilgiler var gibi olaylarla olmuyor bunlar.
Gördüğünde ve yaşadığında araştırma yapıyorsun.
1 Aralık 1918 yılında Kars Demokratik Cumhuriyeti kurulur.
 
1369. YILINDA YİNE “HER YER KERBELA"
Erhan Uçar tarafından yazıldı    Cumartesi, 10 Ocak 2009 08:42   

01 

Peygamber Efendimiz'in sevgili torunu İmam Hüseyin  ve 71 yareni, Kerbela'da, Aşura günü şehit edilişlerinin 1369. yıldönümünde görkemli törenlerle anıldı.

 

 
BİR ARADA YAŞAYABİLMEK...VEYA YOK ETMEK...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Pazar, 04 Ocak 2009 16:40   
1
“Deli Deli Olma” filminin setinde, Tarık Akan’ın bir Malakanı canlandırdığını öğrendiğimde; şaşırmıştım.Kim bu Malakanlar...Kars’ta sohbetlerimizde kim oldukları, nereden geldiklerini anlattılar öğrendim. Kaşar peynirinin yapılmasını... Arıcılık yapmasını... Değirmenlerin kurulması ve buğdayın öğütülmesini... Patates tarımının yapılmasını... Yöreye öğreten insanlar, Malakanlar... Ve en önemlisi savaşa karşı olmaları... Ama artık Malakan yok.
 
DELİ DELİ OLMA..
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Salı, 30 Aralık 2008 19:38   

Tarık Akan ve Şerif Sezer yıllar sonra ilk kez bir filmde bir araya geldi. “Deli Deli Olma”...Yol filminde birlikte oynayan iki oyuncu şimdi yeniden ayni filimde yer alıyor.

 
İKİNCİ EL ELBİSE PAZARI
Paşa İmrek tarafından yazıldı    Cumartesi, 20 Aralık 2008 20:00   

Mağazalarda çocuklarını güldüremeyenler, çocuklarına kendisine ve eşine buradan birkaç parça elbise alarak yüzlerini güldürmek ve bir nebzede olsa mutlu etmek çabasındaydılar...

 

 
SATLIK EV SATLIK EMEK- EKONOMİK KRİZ
Murat Yazar tarafından yazıldı    Cuma, 19 Aralık 2008 14:47   

Bir rüya gibidir ev sahibi olmak yoksul insanlar için. Bunun hayali ile çalışıp para biriktirirler.

Tek istedikleri birilerinin her ay kapılarını çalıp kira istememesi, başları sokacak kendilerine ait bir evdir.

 
MEVSİMLİK İŞÇİLER
Murat Yazar tarafından yazıldı    Pazar, 14 Aralık 2008 21:45   
 

 

  Yol uzadıkça umutlar da artar, geride bırakılan bir kent ve o kentteki küçük yaşamlar. Yol alınır yeni kentlere. Mevsimliktir umutları,bir mevsimde tarlada buldukları ne işte olsa çalışıp kışa hazırlıklı girmektir akıllarındaki tek şey onların...

 

 
DOĞADAN GELEN ŞİFA...ATTARLAR...
Murat Yazar tarafından yazıldı    Çarşamba, 03 Aralık 2008 23:59   

 

Buna isterseniz cahillik deyin isterseniz modern çağın yoksul insanları tarafından başvurulan bir şey ama günümüzde ülkemizin bir çok ilinde bu yerler hala mevcut durumda.

 
FISTIK KARTI GEÇERLİDİR...
Kemal Vural Tarlan tarafından yazıldı    Cuma, 21 Kasım 2008 18:01   

Antep’te;
Karagöz Caddesi’nden indin mi Şehreküstü’ye doğru, sağ kolun üzeri Şıra Hanı’dır. Fıstık, pekmez, kuru üzüm ve nar ekşisi kokar burası. Antep köylüsü, baldan tatlı kabarcık üzümünden pekmez döker küleklere. Yoksul tatlısı derler pekmeze yüzüne kan verir fukara bebelerinin. Fıstığın çıtlağı makbuldür, dalından çıtlamamışsa, fakir semtlerine gider, gün boyu fıstık çıtlatır kadınlar ve çocuklar. ("Desenler Kavgaya Durdu" dan)

 
MEZOPOTAMYA'NIN YENİDEN KEŞFİ
Murat Yazar tarafından yazıldı    Çarşamba, 19 Kasım 2008 23:29   
Mezopotamya, neresini kazsanız geçmişe ışık tutacak tarihi bulgulara rastlanır.
Bunun en iyi örneklerinden biri son yıllarda Şanlıurfa ilinde yaşandı.
 
İSOTUN ÖYKÜSÜ
Kemal Vural Tarlan tarafından yazıldı    Salı, 18 Kasım 2008 05:26   

Kristof Kolomb Amerika’yı keşfedip döndüğünde yanında getirdiği bitkilerin tüm dünyaya dağılıp başka coğrafyayla yada kentle özdeşleşeceğine herhalde kendiside inanamazdı.. Latince “Capsicum”, İspanyolca “chile”, Türkçe “biber” Kürtçe “isot”
 
SESİMİ DUYAN VARMI?...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı   

Sesini duyan varmıydı...

Öğrenciler, oradan geçenler ve görev nedeniyle orada bekleyenler...

AKUT oradaydı, depremi ve deprem öncesi alınacak tedbirleri anlatmak için... 

 
MARMARA'DA CARETTA CARETTA
Kemal Elitaş tarafından yazıldı   

Tekirdağ’lı balıkçılar ağlarını tekneye çekmeye başladıklarında Caretta Caretta ile karşılaşınca şaşırdılar. Genel olarak Akdeniz sahillerine yumurta bırakmak için geldiği bilinen ve yumurtlama haricinde karaya çıkmayan Carettaların, Marmara denizinde bulunması balıkçıları da hayrete düşürdü...

 


Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.