FOTO Gezi
ANLIYAM...ŞANLIYAM...VANLIYAM...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Çarşamba, 29 Nisan 2009 13:35   

1ANLIYAM...ŞANLIYAM...VANLIYAM...

 

Bir uçtan bir uca...

Dünya vatandaşı olmak ve dünyalı gibi düşünmek.

Çocukluğumun bilinmeyen yıllarını belki yaşamak.

Arkadaşlarım vardı; çelik çomak oynadığım, arkadaşlarım vardı; tenekeler üzerinde kızak kaydığım.

Ve aşşık oynadığım ütülmecesine...

Ama çocuktum, çocukluğumu yaşadım. Yarınları düşünmeden, yaşamı sorgulamadan yaşanılan çocukluk yılları.

Şimdi olgunluğumla görmek belgelemek istediğim.

Bin sekiz yüz doksan altı kilometre tren yolculuğu yaptığım. Bir o kadarda dönüş kilometresiyle sıkılmadan her saniyesini gözlemlediğim insanlarımız.

Kars’a yaptığım yolculuğu da katarsam yedi bin altı yüz yetmiş sekiz kilometre demiryolu çuf çuflamışım yani...

Kamyoncularla olan yolculuğumla ooo ne kilometreler eskitmişim...ne yollar, ne şehirler, ne köyle, ne nehirler görmüşüm...

Ama en çok insanları görmüşüm...insan gibi insanlarla selamlaşmış el sıkışmışım...

Ve sınır olmayan sınırları gördüm.

Bir adım ötesinde farklı bir dünyanın içinde bulduğum oldu, bir adım geri gelince yine farklılığı yaşadım.

Batı denen yerle...doğu denen yerin sınırlarını gördüm.

Farklılığını yaşadım, izledim.

Sordum neden diye.

 
DEMEK Kİ OLUYORMUŞ...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Pazartesi, 27 Nisan 2009 19:15   

DEMEK Kİ OLUYORMUŞ...

dsc_3326Demek ki; Vali böyle olurmuş...

Demek ki; Turizm ve Kültür Müdürü böyle olurmuş...

Demek ki; bir şehir böyle olurmuş...

Demek ki; tarihimiz böyle korunurmuş...

Demek ki...

Demek ki...

Bu sorular kafamda.

Soruyorum yeniden ve yeniden. Vizörümden baktığımda, kadraja aldığım ve belgelediğim bu güzelliği gördükçe.

Bu sorulara yanıt arıyorum...

Demek ki...Olabiliyormuş, istendiğinde.

Bu topraklarda çok yer gezdim. Çok yer gördüm. Batının sınır şehrinden, doğunun sınır şehrine.

 
BAŞIN GÖZÜM ÜSTÜNE...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Pazar, 19 Nisan 2009 21:33   

BAŞIN GÖZÜM ÜSTÜNE...

1

Bin sekiz yüz doksan altı kilometre ötelerden söylenen bir cümle bu.

Sımsıcak, yürekten söylenen...

Güzel insanların, sevgi dolu yüreklerin söylediği, insan olmanın ve insan onurunun yaşattığı bir cümle.

Büyük kentlerde unuttuğumuz insanlığı hatırlatan sıcak, sıcak olduğu kadar sevgi dolu olan.

Ve bu cümleyle kendimizi, insanlığımızı sorguladığımız.

Bin sekiz yüz doksan altı kilometre uzaklara gidince yaşadığımız, soğuk kış güneşinin içimizi aydınlattığı sıcaklıkla karşılanmak...

Bunu ve bunları daha öncede yaşamıştım, Kars’ta.

Ve şimdi Tatvan ve Van’da yaşıyorum...

İnsanlığın bu kadar güzel olduğunu görerek. Gördüğünde de kendini sorgulayarak.

Bizi ve büyük kent yaşamını bozan neyin olduğunu...

 
BENDEN SELAM SÖYLEME...BOLU BEYİNE...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Salı, 03 Mart 2009 14:48   

1Selamı söylediler mi bilemem...

Bende söyleyemedim. Bolu Beyi yoktu!!!!...

Köroğlu’nun heykeli vardı...adı sanı vardı...ama Bolu beyi denen adamdan geriye bir şeyler kalmamıştı...

Kötüler unutulmuş gitmiş...yaşadıkları ve yaptıkları tarihe gömülmüş...

Söylemeye kalksam “kırk satır mı kırk katır mı” derler sorguya alırlardı.

“Bu adam kim, bu adamla birlikte olanlar nice olur...”

Hele hele bu saçlarını kazıtmış, bıyıklarını burmamış herif kim ola?...

“Tez vurun şunların, şu zındıkların kellesini...”

Ellerinde gavur aletleri, hele de şunların urbalarına bakın.

2Tez cellat ne durursun.

Toplu infaz...

Bir balta iner...bir balta çıkar...be namert yorulmaz mısın...el insaf...dur hele...

Kelleler paldur küldür kar üzerinde yuvarlanır.

Ama Bolu beyi, sen tarihinde yaşa.

Köroğlu sende aşklarını, isyanını dile getir.

Biz işimize bakalım, fotograf çekelim.

Eğri kılıç kında paslansın.

Mertlik falanda bozulmadı bunu bilesin Köroğlu...

Analog makineler olduğu dönemde fotograf çekene deli denirdi, şimdi fotograf çekmeyene deli deniyor...

 
TUNUSİA
Ergün Karabulut tarafından yazıldı    Pazar, 15 Şubat 2009 18:25   
32Tunus gezisi fikri ortaya atıldığı zaman  aslında pek sıcak bakmamıştım geziye...
Kendimi sorguladığımda Tunus hakkında pek bir şey bilmediğimi anladım,
aklıma gelen sadece Tunus'un bir kuzey Afrika ülkesi olduğu ve ara sıra gazete reklamlarında gördüğüm Hammamet denilen bir Turistik bölgesinin olduğu idi...
  Bir şey bilmediğim için olsa gerek sıcak bakmamıştım geziye ilk baştan...
Fiyatların cazip olması ve 9 günlük Kurban bayramında yapılacak bir işim olmadığı için hafif gönülsüzde olsa gitmeye karar verdim....
Dönüş yolunda ise düşüncelerimde ne kadar yanıldığımı anladım...
Keza bu gezinin ne kadar güzel ve benim açımdan değerli olduğunu da...
                                                                                                                                                        

 
YAŞA(yama)DIĞIM ŞEHİR ; ĞADRİKETTEKİRDAĞ
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Pazartesi, 09 Şubat 2009 19:44   

1

Bu şehirde düzenli şekilde üç yılı aşkındır yaşıyorum.

Doğduğum toprak. Köy çocuğuyum. Çocukluk günlerim köyümde geçti ve hala özlemim var...hala bağım var...

Elli kusur yıldır bu şehri biliyorum. İzliyorum, havasını soluyup gözlemliyorum.

Özellikle üç yılı aşkındır, daha fazla...bir parçası olduğumdan...

Değişenler neler diye bakıyorum.

Atılan nutuklar çok fazla ve her biri “ben yaptım” diyor. Bir kere gerek kendi şehrimde olsun gerek başka şehirlerde olsun belediye başkanlarının “çıkıp ben yaptım” demesini anlamıyorum.

Ben yapacak değilim ya!!!!

Benim yapacak işlerim olduğu için ve sen bu göreve talip olduğundan “sen yap” demişler.

Yapmaya çıkmışsın.

Seçim koşturmacasın da sözler verdin, veriyorsun. Daha güzel bir şehir için yola çıkıyorsun.

Ee o zaman...

Yapılanları kendi cebinden mi harcıyorsun. Benim param. Benim paramla yaptığını “ben yaptım” demenin anlamı ne. Ben anlamakta zorluk çekiyorum.

Aslında amacım gezdiğim yerleri yazmak ve fotograflarıyla paylaşmak. Bu şehirde yaşıyorsam bu şehri de tanıtmak.

 
DOĞAL KLİMALI ŞEHİR...BURSA...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Çarşamba, 04 Şubat 2009 10:00   

1
Karlı kayın ormanında
Yürüyorum geceleyin
Efkarlıyım, efkarlıyım
Elini ver nerde elin...
Ben yürümüyordum gerçi, otobüsün içi çok sıcaktı.
Yolumuzu çevrelen çam ağaçlarıydı, kayın ağacı değildi ama benim aklıma gelen bu dizelerdi, Nazım Hikmet’ten...
2543 m yükseklerde Nazım Hikmet’in dizelerini mırıldanmak...
Gözler uykusuz. Gece yarısı İstanbul’dan yola çıkıldı. Bu bir sevda gezisi. Bu bir fotograf sevdası. İki midibüs peş peşe yollarda.
Fotograf çekmek ve yeni kareleri, yeni yüzleri, yeni çevreyi kadraj içine yerleştirmek için.
Bursa uyuyor gecenin sessizliğinde. Tek tük araçlar yolların çizgilerini geride bırakarak tekrar karanlığa karışıyor.

 
BİR FOTOĞRAF GEZİSİNİN ARDINDAN
Ömer Kurt tarafından yazıldı    Cuma, 09 Ocak 2009 11:22   

2

 














Lafod'la tanışmam bir fotoğraf sitesinde gerçekleşti.Fotoğraf sitesinde, Lafod'un kurucularından Özcan Çeltikli ile yaptığımız birkaç kısa sohbetten sonra kendimi hafta sonu Kula köyüne gitmek için hazırlık yaparken buldum.Bu kadar sıcak bir sohbet garibime gitmişti.Bu sıcaklığın sebebini ancak geziden döndükten sonra anlayabildim.
Hayatımın ilk fotoğraf makinesi ve ilk fotoğraf gezisiydi.O yüzden sadece etrafımda olanları izliyordum.Lüleburgaz'da bir noktada buluştuk.İstanbul'dan ve Çorlu'dan gelen fotoğraf severler, herkesin omzunda birer fotoğraf çantası, geziye hazırdık.Kırklareli'nde gruba başka üyeler de katılacaktı.Araçlara bindik ve yolculuk başladı.

 
KARA TREN GELMEZMİ OLA...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Salı, 06 Ocak 2009 10:22   
1Bir türküdür...
Sevda türküsü, ayrılığı anlatan.
Gidenlerin gelmediği, bir Anadolu yarenliği.
Umuttur kare tren, el sallanan, beklenen ve gözbebeklerini kısarak dikkatle bakılan.
Bakışların kilitlendiği noktadır. Tek bir noktadır parçalanan...çoğalan ayrılan...ayrışan ve bir hayat olan...Düşlerin gerçek olduğu, bazen de düşlerin kaybolduğu...
Düdüğü, sevgiye kavuşmaktır...umuttur...
Mektuptur nazlı yare taşıyan, umutlara umut katan.
Sevdalar vardır yazılmaya çalışılan ve bir karanfildir ten kokusunu anlatan.
En derinidir, ten kokusunu içine çekmek bir o kadarda alır götürür insanı diyar diyar...
Kış gecelerinin sıcaklığıdır içe çekilen karanfil kokusu, tenin güzelliğini alır içine.
Efkar kaplar odayı...
 
DOĞU'YA YOLCULUK 2
Murat Yazar tarafından yazıldı    Çarşamba, 31 Aralık 2008 10:04   

Göz alabildiğine masmavi görüntü içinde,uzaklarda suyun ufuk çizgisinde yükselen dağlar.
 
KAMYONLA...ZAMAN TÜNELİNE GİRİYORUM...
Kemal Elitaş tarafından yazıldı    Pazartesi, 15 Aralık 2008 18:42   

Çocukluğumun geçtiği bir yaşamın kenti burası.

Sanki dün gibi...

Zaman ne çabuk gelip geçmiş.

Geçen zaman mı yoksa zamanı yok saymak mı, bilemiyorum.

Galiba zamanı yok sayıyoruz.

Niye mi?...

 
BİR YOL HİKAYESİ - DOĞU'YA YOLCULUK - I
Murat Yazar tarafından yazıldı    Cuma, 28 Kasım 2008 09:10   

Bir yol gitmek her zaman beraberinde bilinmezliğe duyulan merakı uyandırır. Gittiğiniz yol hele yüksek dağlarla çevrili, tüm kışı kar altında geçiren Doğu ise bu daha farklı bir duygu uyandırıyor insanda.....

 
FOTOĞRAF...BİR BAŞKA AŞK...
NEŞE TÜZÜN tarafından yazıldı    Çarşamba, 26 Kasım 2008 22:19   

21 Kasım günü arkadaşım Arif Tanju Korkmaz'ı Altın Kamera fotograf yarışmasındaki başarısından dolayı kutlamak için aradığımda yarın sabah arkadaşlarla Adana'ya gideceğiz sonra Mersin'e geçip  Mersin 1.Ulusal Fotograf Yarışması için fotograf çekeceğiz haydi sende gel demesiyle bir maceraya atıldım..

 
PATLAMIŞ MISIR (!)...
ERGÜN KARABULUT tarafından yazıldı    Çarşamba, 26 Kasım 2008 15:53   
 

Dünya’daki küresel ekonominin ve sömürge siyasetinin sonucu olarak insanların yokluk çektiği ve sadece karınlarını doyurmak zorunda kaldığı yerkürede insanların geçmişlerini unutup, kültürel miraslarına sahip çıkamadığı çoğu ülkeden biri MISIR….

 
İKİ FOTOĞRAF ARASINDAKİ 7 FARKI BULABİLİR MİSİNİZ?
Hüseyin Çağlayan tarafından yazıldı    Çarşamba, 12 Kasım 2008 19:34   

Fotoğrafa bu isimi vermiştim. Aslında farkları saymaya kalkınca yediden çok daha fazla fark var ama bir fark ki, o da bu yazının ana temasını oluşturuyor; GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ.

 
YEDİGÖLLER
NEŞE TÜZÜN tarafından yazıldı   

Merhaba sevgili dostlar sizlere ilerleyen günlerde fotografa nasıl başladığımı anlatırım...

Bugün yedigöllerden bahsetmek istiyorum ben yıllardır gitmek isterdim....

25-26 Ekim 2008'de rüyam gerçekleşti...

 


Your are currently browsing this site with Internet Explorer 6 (IE6).

Your current web browser must be updated to version 7 of Internet Explorer (IE7) to take advantage of all of template's capabilities.

Why should I upgrade to Internet Explorer 7? Microsoft has redesigned Internet Explorer from the ground up, with better security, new capabilities, and a whole new interface. Many changes resulted from the feedback of millions of users who tested prerelease versions of the new browser. The most compelling reason to upgrade is the improved security. The Internet of today is not the Internet of five years ago. There are dangers that simply didn't exist back in 2001, when Internet Explorer 6 was released to the world. Internet Explorer 7 makes surfing the web fundamentally safer by offering greater protection against viruses, spyware, and other online risks.

Get free downloads for Internet Explorer 7, including recommended updates as they become available. To download Internet Explorer 7 in the language of your choice, please visit the Internet Explorer 7 worldwide page.